Gençlik Üzerinde Oynanan Oyunun Adı: Seminer mi, Tebliğ mi?”
Hafta başında yazmış olduğum makalemizin başlığı “Millî Eğitim mi, Yoksa Gelenin Geçtiği Yol Geçen Hanı mı?” idi.
Elbette bu yazıyı kaleme almamızdaki maksat; başında “millî” olan bir kurumumuzda bilerek ya da bilmeyerek yapılan bir yanlışı dile getirmekti. Çünkü bilerek yapılıyorsa çok daha büyük bir vebali ve sorumluluğu beraberinde getirir. Şayet bilmeyerek yapılıyorsa bu kez de işin başındaki kurum yetkililerinin; sokaktan geçen herkese okulun kapılarını açma cesaretini ve yetkisini kimden aldıklarını sorgulamak gerekir.
Makalenin yayınlanmasının ardından gelen bir yorumu aynen aktarıyorum:
“Bence tam bir eşeklik…
Böyle bir iş için resmî olarak okul müdürlüğü; yer, zaman, konferans konusu ve konuşmacıyı belirterek İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü’ne yazı yazar ve onay ister. Onay makamı ilçede Kaymakamdır.
Bu onaya binaen işlem gerçekleşir.
Eğer okul müdürü onay almamışsa ayrıca suç ve rezalet…
Zincirleme olarak okul müdürü, İlçe Millî Eğitim Müdürü ve Kaymakam suçlu ve sorumludur…
Utanç!”
Biz, söz konusu afişi sosyal medyada gördük. Fakat bu afiş gerekli mercilere gitti mi, işte orasını bilmiyoruz. Zaman içinde yapılacak savunmalar ve yürütülecek soruşturmalar, neyin ne olduğunu inşallah ortaya çıkaracaktır.
Ancak mesele bununla sınırlı değil. Okulda seminer veren STK, dernek veya vakıf kimdir? Gayesi nedir? Hizmet amacı nedir? Neyi temsil eder? Bu sorulara yanıt vermeden “Buyursunlar efendim, kürsü sizindir” demek gerçekten utanç vericidir.
Karşınızda dinî bir öğretiden yola çıkan, sistemli ve kurumsal şekilde çalışan bir yapı var. Nitekim kendi sitelerinde yer alan açıklamalar bunu açıkça ortaya koyuyor:
Kitap 3 – Çocuk Sınıfları Öğretmenliği Yapmak (Seviye 1)
“Ruhi Enstitüsü’nün ele aldığı üçüncü hizmet eylemi çocukların ruhani eğitimidir. Çocukların eğitimi toplumun dönüşümü için esastır…
Bahailiğin her bir aşama için bir kitap hazırlanmış ve bu kitaplara göre Bahailiğe ulaşmak ve o inancın bir ferdi olmak için gereken “Ruhi düzenlemeler” sıralanmıştır.
Kitap 6 – Emri Tebliğ Etmek
Burada ise:
“Her kesimden insan Hz. Bahaullah’ın öğretilerini keşfetmeye davetlidir…”
Ve daha pek çok ifade ile dinin yayılmasının yöntemleri anlatılmaktadır.
Tüm bunların ışığında; kapısında kocaman harflerle “Millî Eğitim” yazan bir okulda, Bahailik kurumunun başkanı Farzad Kuchani’nin şu sözleri hatırlanmalıdır:
“Bahailik tamamen yeni bir dindir. Din; kendi kitabı, kendi ümmeti ve kendi inanç düzeni olan bir şeydir.”
Yani:
Yeni bir din,
Yeni bir kitap,
Yeni bir peygamber,
Yeni bir ümmet oluşturma çabası…
Peki siz ne yapıyorsunuz, saygıdeğer hocalarım?
Kime hizmet ediyorsunuz?!
Neye hizmet ediyorsunuz?!
Niçin böyle bir yola tevessül ettiniz?!
Neyin kafasını yaşıyorsanız; ister bilerek ister safiyane olduğunu düşünerek yapmak istediğiniz bu tür faaliyetlerden, gençlerimizin ve ailelerinin üzerinde gerçekleştirenlere lütfen izin vermeyin.
Okulun kapısından giren herkes saf ve temiz duygularla girmediğini hele hele seminer verecek olan şahsın bir Amerikalı olduğu söylendiğinde yapılacak ilk iş sorgulama olmalıdır.
Ne işin var burada?
Gayen ne?
Derneğin neye, kime, kimlere hizmet ediyor gibi sorgulamayı yapmadan bir sineği dahi safi zihinler ile karşı karşıya getirmeyiniz.
Selâm ve dua ile…
Bülent Ertekin






















Cimere iletebilir miyiz lütfen
Çok teşekkür ederim, bu önemli konuya değindiğiniz için. Sizler üstüne gitmeseniz ne olacak. Ne kadar vahim bir durum. Eğitim kurumlarında millî ve manevî değerlere en üst seviyede ve hassasiyetle yaklaşılması gerekirken, sorumlu olan makamların nasıl olur da buna izin verdikleri, bunu devletin bizzat resmî olan bir kurumunda izinsiz ve ilgisiz kalmaları anlaşılabilir bir şey değil.
Bürokraside kural vardır. Tabiki ona uymak gerekir.
Her yönden kuşatılmış olmanın bir başka örneğini daha görüyoruz. Bir toplumu içeriden çöketmenin, işgal etmenin en kolay ve kalıcı yöntemi o toplumun geleceği olan çocuklarını ve gençlerinin zihnini işgal etmekten geçer. Malesef çocuklarımızı da, gençlerimizi de yerli milli ve imanlı yeriştirmekte aciz kaldık. Elin insanı kıtalar ötesinden geliyor ve batıl olan bir dava için çocuklarımızın beynini çalmaya çalışıyor ama bizim liyakatsiz liyakatliler ya, cehaletlerinden ya da ihmalkarlıklarından bunlara fırsat sağlıyorlar.
Güzül bir yazı, zamanında yazılmış , düşünüıesi, ellerinize ve canınıza saglık Hocam