SİZİN YERİNİZ BİZİM GÖNLÜMÜZDE ANCAK BU KADAR! MI DİYORSUNUZ? Başlık ne kadar sinir bozucu, değil mi? Bir o kadar da meraklandırıcı… Birilerini ne kadar çok üzmüş olabilir bu kadar elim bir ifade? Ne kadar gururları kırılmış, incinmiş olabilir ki artık “sussan ne fayda, konuşsan ne fayda” noktasına gelinmiş? Yoksa bu bir ironi mi? Evet, hepsi… İnanın, yukarıda saydığımız duyguların hepsini bir günde yaşamanın huzursuzluğunu hissetmek, ancak bu kadar kısa ve öz anlatılabilir. Daha önce engelli bireylerin günlük hayatlarında yaşadıkları sıkıntıları, kalemimizin izin verdiği ölçüde ve RTÜK’e (!) takılmadan yazdığımız makaleler oldu. Bu sorunları resimlerle, belgelerle sizlerle paylaştık; hatta konunun muhatabı olan kamu kurumlarındaki yöneticilere de ilettik. Belediye Başkanlığına ve İlçe Kaymakamlığına gerekli birimlere yazılarımızı e-posta yoluyla göndererek, konunun çözüme kavuşması için tüm engelli bireyler adına başvuruda bulunduk. Lakin duvarlardan ses geldi; yetkili ve etkili makamlardan ne bir ses ne de bir nefes duyabildik. Yani kısacası, bize bizim anladığımız şekilde bir duyarsızlıkla karşılık verildi, desek yalan olmaz. Evet, biz sizi çok ama çok iyi anladık. Sizler diyorsunuz ki: “SİZİN YERİNİZ BİZİM GÖNLÜMÜZDE ANCAK BU KADAR!” Bu bir hakaret değil… Bu, problemlere çare bulunmamasının bir ifadesidir. Benim gibi onlarca, yüzlerce, binlerce engelli vatandaşın karşılaştığı sorunlara çözüm bulamayan —ya da bulmak istemeyen—, bunun için kılını dahi kıpırdatmayan; hangi makamda, hangi mevkide, hangi statüde olursa olsun herkes için söylenmiş bir sözdür. Sizi bilmem; lakin bizler, karşılaştığımız her türlü problemin çözümü için, bir vatandaş olarak sahip olduğumuz tüm hakları sonuna kadar kullanmakta kararlıyız. Problemlerin çözüm yolu ne ise, onu yapmaya da kararlıyız. Engelliler için ayrılmış park yerlerindeki engelli logolarını dolgu boyalarla kapatmak, sorunları çözmüyor. İşte bu resimde olduğu gibi, yine diyoruz ki: “BİZİM YERİMİZ SİZİN GÖNLÜNÜZDE ANCAK BU KADAR!” Son sözümüz şudur: Eğer ortada bir hata, bir kusur varsa ve “Bunu yarından tezi yok düzelteceğiz” diyorsanız, bunu ispatlayın. Takipçisiyiz. Görelim bakalım, sizin gönlünüzde yerimiz ne kadar. Selâm ve dua ile, Bülent Ertekin





















