
BİR BABANIN SESSİZ ÇIĞLIĞI: EVLAT ACISININ TARİFSİZ YÜKÜ
Yaşamak...
Hissetmek.
Her ikisi aynı yürekte olunca acıyı ve o acının tesirini daha iyi anlıyorsunuz. Yani kısacası bizzat yaşamak gerekiyor. Yoksa dedikleri gibi konuşmak çok ama çok kolay.
Bir baba.
Henüz gencecik bir evladını kaybetmenin acısını yaşayarak kağıda dökmüş. Okurken bile o acıyı hissebiliyorsanız, ya kaybettiğinizdeki duygu nasıldır ?
Bülent Uygun, genç yaşta hayatını kaybeden kızı Almina Tude Uygun’u şu sözlerle andı:
“Vatan için toprağa düşmüş, henüz 20 yaşında hayallerini yarım bırakmış şehitlerimizin anne ve babalarından özür diliyorum.
7-8 yaşında, daha hayatın başındayken okullarında şehit edilen masum yavruların anne ve babalarından da özür diliyorum.
Meğer ne büyük bir acıymış…
Meğer nasıl bir yangınmış…
Bu; bir kalbin sustuğu değil, bir babanın içinin sonsuza kadar konuştuğu bir acıymış…
Bir sevdanın, anlatılamayan en derin hâliymiş…
İnsan, başına gelmeden bilmiyor…
Anlamıyor…
Hissedemiyor…
Ama şimdi her birinizin acısını kalbimin en derininde hissediyorum.
Ben, evladını kaybetmiş bir baba olarak söylüyorum ki:
Bu acı anlatılmaz…
Bu acı paylaşılmaz…
Bu acı, sadece yanardağ gibi yaşanır…
Bugün kalbimin en derin yerinde hiç dinmeyen bir sızı var.
“Bir yıl geçti” diyorlar…
Ama ne acısı geçti, ne hasreti dindi, ne de özlemi bitti…
Her gün yokluğun içimde biraz daha büyüyor.
Her gün biraz daha anlıyorum ki; evlat acısı, bu dünyada taşınabilecek en ağır yüktür.”
Bülent Uygun ( Eski Millî Futbol Takımı Oyuncusu)
Selâm ve dua ile
Bülent Ertekin





















