
ÖNCE KOMŞU OKULLAR KARDEŞ OLSUN
Bugün eğitim dünyasında uluslararası projelerden sıkça söz ediliyor. Elbette bunlar kıymetli, vizyon açıcı ve çocuklarımız adına umut verici çalışmalar. Ancak çoğu zaman gözden kaçırdığımız çok temel bir mesele var: Aynı mahalledeki okullar birbirini tanımıyor, aynı şehirdeki okul yöneticileri birbirinin imkânından habersiz yaşıyor.
Belki de önce uzak ülkelerle değil, yan sokağımızdaki okulla proje yapmayı öğrenmeliyiz.
Çünkü ülkemizde bir okulun ihtiyacı olan birçok şey, başka bir okulun üretim alanında mevcut. Bir okulun atölyesi boş dururken diğer okulun sırası kırık olabiliyor. Bir okulun laboratuvarı eksikken, başka bir okulda kullanılmayan cihazlar bekleyebiliyor. Özellikle meslek liselerimiz; marangozluktan elektroniğe, tekstilden kimyaya kadar pek çok alanda üretim yapabilecek güce sahip.
Ben de Konya Selçuklu Endüstri Meslek ve Anadolu Lisesi Kimya Bölümünden mezunum. O yıllarda sahip olduğumuz laboratuvar imkânlarını bugün bazı yükseköğretim kurumlarında dahi görmek zor. Geçtiğimiz yıl bir üniversitenin kimya laboratuvarını gezdiğimde bunu bir kez daha fark ettim. Meğer biz ne kadar şanslıymışız.
Lisede sadece bilgi değil, hatıra da biriktirdik. Kimya öğretmenimizin sodyumla yaptığı deneyler hâlâ hafızamızda. Islak kaba bırakılan sodyumun verdiği reaksiyon, çıkan ses, yaşanan telaş… Yıllar geçse de gülümseten anılar bunlar. Çünkü okul sadece ders görülen yer değildir; insanın hafızasında iz bırakan yerdir.
Bu yüzden eğitimde rekabet kadar dayanışmayı da konuşmalıyız.
Bir okul, diğer okulun projesini “çalmakla” suçlanmamalı; tam tersine geliştirmeli, büyütmeli, örnek almalı. Daha da güzeli, iki okul el ele verip birbirinin sorununu çözmeli. Biri üretmeli, biri uygulamalı. Biri destek vermeli, biri yol açmalı.
Millî Eğitim Bakanlığı, bu yıl Ramazan etkinlikleri kapsamında okullara gönderdiği yönlendirmelerle güzel bir örnek sundu. Aynı anda birçok okulda yapılan çalışmalar, sosyal medyada da karşılık buldu. Demek ki merkezi planlama ile ortak bir ruh oluşturmak mümkün.
Aynı anlayış; 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı gibi özel günlerde de uygulanabilir. Türkiye’nin dört bir yanındaki okullar, aynı anda ortak projeler üretebilir. Kardeş okul çalışmalarıyla biri diğerinin eksiğini tamamlayabilir.
Sonra elbette uluslararası projeler gelsin.
Ama önce çocuklarımıza şunu hissettirelim: “Ben kendi ülkemde de değer görüyorum, burada da fırsat var.”
Çünkü bazı öğrenciler yurt dışı projelerine katılabiliyor, bazıları ise sadece uzaktan izliyor. Bu da zaman zaman “Keşke ben de gidebilseydim.” duygusuna dönüşüyor. Çocuklara imrenmeyi, eksik hissetmeyi, geri kalmışlık duygusunu değil; aidiyeti, üretimi ve birlikte başarmayı vermeliyiz.
Önce komşu okul kardeş olsun.
Mahalle mahalle, şehir şehir el ele verelim.
Sonra zaten dünya bize uzak kalmaz.
Tülay Gürel
Özel Gereksinimli Bireyler Derneği Başkanı





















