
Her Şeyi Bilmenin Ağır Yükü: Yeni Neslin Görünmez Tıkanıklığı “Epistemik Anksiyete”
İnternet tarayıcınızda aynı anda açık duran onlarca sekmeye, telefonunuzun kaydetme listesinde biriken ama asla okunmayan makalere, "bunu da öğrenmeliyim" diyerek aldığınız ama kapağını bile açmadığınız online kurslara bir bakın. Modern insan, insanlık tarihinin en büyük bilgi okyanusunun tam ortasında yaşıyor. Eskiden kütüphane köşelerinde günlerce aranan, ulaşılması aylar süren kıymetli bilgilere artık sadece bir tıkla, saniyeler içinde ulaşabiliyoruz. İlk bakışta bu durum bir aydınlanma çağının, muazzam bir zihinsel özgürlüğün habercisi gibi görünüyordu. Ancak bugün özellikle gençlerin, öğrencilerin ve entelektüel üretim yapmaya çalışan bireylerin gözlerinde okyanusun ötesinde adı yeni yeni konulan çok başka bir gölge var: Epistemik Anksiyete. Yani bilgi bolluğu karşısında neyi, ne kadar öğreneceğini bilememe, her an her şeyden geri kalıyormuş hissi ve bunun yarattığı o kaçınılmaz zihinsel felç durumu.
Psikoloji bilimi, geleneksel olarak cehaletin yarattığı korkularla ya da belirsizliğin getirdiği kaygılarla ilgilenirdi. Oysa günümüz klinik araştırmaları, insan psikolojisinin artık "bilgisizlikten" değil, "aşırı bilgiden" hastalandığını gösteriyor. Epistemik anksiyete, zihnimizin taşıyabileceğinden çok daha fazla veriye maruz kalmasıyla başlayan modern bir tıkanıklıktır. Gençler bir yandan yapay zekanın her gün güncellenen dünyasına yetişmeye çalışırken, diğer yandan her alanda uzmanlaşmaları gerektiğine dair acımasız bir baskı hissediyorlar. Bu durum, kişide sürekli bir yetersizlik hissi doğuruyor. "Eğer her şey bir tık uzaktaysa ve ben hala bilmiyorsam, bu benim tembelliğimdir" yanılgısı, bireyi içten içe kemiriyor. Sonuç mu? Ne kadar çok öğrenmeye çalışırsak, zihnimiz o kadar derin bir felç durumuna geçiyor; odağımızı kaybediyor ve hiçbir şeyi derinlemesine öğrenemeyen, sadece yüzeyde yüzen yorgun zihinlere dönüşüyoruz.
Meseleyi toplumsal düzleme ve sosyolojik analizlere taşıdığımızda ise bu krizin eğitim sistemimizle olan doğrudan bağı ortaya çıkıyor. Sosyologların modern toplum eleştirileri, geleneksel eğitim modellerinin hala Sanayi Devrimi mantığıyla çalıştığını söyler. Okullar hala çocukların zihnini birer "boş ambar" gibi görüyor ve o ambarı olabildiğince çok bilgiyle doldurmaya çalışıyor. Sosyolog Zygmunt Bauman’ın o her şeyin hızla akıp gittiği, kalıcılığını yitirdiği "akışkan modernite" dünyasında, bugün yüklediğiniz bir bilginin yarın hiçbir hükmü kalmıyor. Dolayısıyla eğitimin artık insana "bilgi yüklemesi" yapması tamamen çağ dışı bir yaklaşımdır. Sosyolog Hartmut Rosa’nın sosyal hızlanma teorisinde bahsettiği gibi, dış dünyadaki veri hızı bizim biyolojik algılama hızımızı fersah fersah aştı. Bu çılgın hızın içinde insanı koruyacak yeni eğitim felsefesi, bilmeyi değil, tam aksine "neyi bilmeyeceğine karar vermeyi", yani bilinçli bir cehalet yönetimini öğretmek zorundadır.
Geleceğin gerçek entelektüel becerisi, her şeyi hafızada tutmak değil; o devasa bilgi çöplüğünün içinden işe yaramayanı eleyebilmek, gürültüyü susturup sadece öze odaklanabilmektir. Modern insan her şeyi bilme arzusu ile yanıp tutuşurken, aslında hiçbir şeyi sindiremiyor, hiçbir bilginin bilgeliğe dönüşmesine izin vermiyor. Bilmek, sadece veri toplamak değildir; bilmek, o veriyle dünya arasında derin, sakin ve anlamlı bir bağ kurabilmektir.
Bugün o bitmek bilmeyen bildirimlerin, sürekli güncellenen akışların ortasında bir anlığına durun ve kendinize şu soruyu sorun: Şu an zihnime doldurmaya çalıştığım bu bilgi beni gerçekten büyütüyor mu, yoksa sadece arkamdan gelen o görünmez geride kalma korkusunu mu besliyor? Her şeyi bilmek zorunda değiliz. Hatta bu çağda akıl sağlığımızı korumanın yegane yolu, bazı şeyleri bilmemeyi seçme cesaretidir. Eğitimin ve hayatın gerçek amacı, zihnimizi her önüne gelenle doldurulan bir çöplüğe çevirmek değil; onu sadece gerçekten kıymetli olanın yeşerebileceği sakin, derin ve seçici bir bahçe haline getirebilmektir.
Dr. Gülçin ITIRLI ASLAN
Ege Üniversitesi Bilim Teknoloji Uygulama Ve Araştırma Merkezi (EBİLTEM)























