ANALİZ HABERYUNUS KARAKAYAMillî Eğitim Bakanlığı tarafından ortaöğretim öğrencileri için hazırlanan “Akran Nezaketi Etkinlik Kitabı”, ilk bakışta şiddet, zorbalık ve akran baskısına karşı masum bir eğitim hamlesi gibi sunuluyor. Ancak kitap dikkatle incelendiğinde ortaya çıkan tablo, iyi niyetli bir eğitim çalışmasından çok, sistemin kendi sorumluluğunu çocukların omzuna yıkan bir kaçış belgesi niteliğinde.
Zorbalığı Konuşmamak Çözüm mü?
Kitapta “akran zorbalığı” kavramı özellikle geri çekiliyor, yerine yumuşak ve risksiz bir ifade olan “akran nezaketi” yerleştiriliyor. Gerekçe tanıdık: “Olumsuz kavramları tekrar etmeyelim.”
Ancak bu yaklaşım, sorunu çözmek yerine üstünü örtmenin pedagojik versiyonundan başka bir şey değil. Zorbalık varsa zorba da vardır. Faili görünmez kılarak mağdur korunamaz.
Devlet Yok, Sistem Yok, Sorumlu Hep Öğrenci
Kitap boyunca öğrencilere sürekli aynı mesaj veriliyor:
– Empati kur
– Nazik ol
– Tartışmayı büyütme
– Sorunu kendi aranızda çöz
Peki sorulması gereken asıl sorular nerede?
40 kişilik sınıflar kimin tercihi?
Rehber öğretmeni olmayan okulların sorumlusu kim?
Şiddet vakalarında etkisiz kalan disiplin mekanizmalarını kim kurdu?
Bu sorular kitapta yok. Çünkü kitap, devleti ve eğitim politikalarını tartışma dışı bırakıp öğrenciyi “idare eden birey” rolüne sıkıştırıyor.
Dijital Zorbalık Nezaketle Çözülmez
Sosyal medyada ifşa, linç, tehdit ve psikolojik şiddet artarken; kitap bu ağır tabloyu “nazik mesaj yazma”, “kibar yorum yapma” gibi önerilerle geçiştiriyor.
Oysa dijital zorbalık; hukuki yaptırım, okul yönetimi, aile sorumluluğu ve devlet denetimi gerektirir.
Nezaket çağrılarıyla bu alanı düzenlemeye çalışmak, yangına broşürle müdahale etmeye benzer.
İyi Çocuk Yetiştirme Hayali, Kötü Sistem Gerçeği
Kitapta çizilen öğrenci profili; anlayışlı, sabırlı, çatışmadan kaçınan, her koşulda uyum sağlayan bir gençlik modeli.
Ama bu model, adaletsiz, sınav odaklı, rekabetçi ve baskıcı bir eğitim sisteminin içinde gerçekçi değil.
Sorun şu:
Devlet, kendi yarattığı baskıyı çözmek yerine, öğrenciden buna “nezaketle katlanmasını” istiyor.
Bu Bir Eğitim Politikası Değil, Sorumluluktan Kaçış
“Akran Nezaketi” kitabı, şiddeti önleyen bir kamu politikası değil; kurumsal ihmali bireysel ahlaka havale eden bir metindir.
Nezaket elbette değerlidir. Ama adalet yoksa, eşitlik yoksa, güvenli okul ortamı yoksa; nezaket sadece susmayı öğretir.
Asıl Soru Net:
Çocuklara nezaket öğretmeden önce,
devlet kendi görevlerini ne zaman yerine getirecek?
Zorbalığı Konuşmamak Çözüm mü?
Kitapta “akran zorbalığı” kavramı özellikle geri çekiliyor, yerine yumuşak ve risksiz bir ifade olan “akran nezaketi” yerleştiriliyor. Gerekçe tanıdık: “Olumsuz kavramları tekrar etmeyelim.”
Ancak bu yaklaşım, sorunu çözmek yerine üstünü örtmenin pedagojik versiyonundan başka bir şey değil. Zorbalık varsa zorba da vardır. Faili görünmez kılarak mağdur korunamaz.
Devlet Yok, Sistem Yok, Sorumlu Hep Öğrenci
Kitap boyunca öğrencilere sürekli aynı mesaj veriliyor:
– Empati kur
– Nazik ol
– Tartışmayı büyütme
– Sorunu kendi aranızda çöz
Peki sorulması gereken asıl sorular nerede?
40 kişilik sınıflar kimin tercihi?
Rehber öğretmeni olmayan okulların sorumlusu kim?
Şiddet vakalarında etkisiz kalan disiplin mekanizmalarını kim kurdu?
Bu sorular kitapta yok. Çünkü kitap, devleti ve eğitim politikalarını tartışma dışı bırakıp öğrenciyi “idare eden birey” rolüne sıkıştırıyor.
Dijital Zorbalık Nezaketle Çözülmez
Sosyal medyada ifşa, linç, tehdit ve psikolojik şiddet artarken; kitap bu ağır tabloyu “nazik mesaj yazma”, “kibar yorum yapma” gibi önerilerle geçiştiriyor.
Oysa dijital zorbalık; hukuki yaptırım, okul yönetimi, aile sorumluluğu ve devlet denetimi gerektirir.
Nezaket çağrılarıyla bu alanı düzenlemeye çalışmak, yangına broşürle müdahale etmeye benzer.
İyi Çocuk Yetiştirme Hayali, Kötü Sistem Gerçeği
Kitapta çizilen öğrenci profili; anlayışlı, sabırlı, çatışmadan kaçınan, her koşulda uyum sağlayan bir gençlik modeli.
Ama bu model, adaletsiz, sınav odaklı, rekabetçi ve baskıcı bir eğitim sisteminin içinde gerçekçi değil.
Sorun şu:
Devlet, kendi yarattığı baskıyı çözmek yerine, öğrenciden buna “nezaketle katlanmasını” istiyor.
Bu Bir Eğitim Politikası Değil, Sorumluluktan Kaçış
“Akran Nezaketi” kitabı, şiddeti önleyen bir kamu politikası değil; kurumsal ihmali bireysel ahlaka havale eden bir metindir.
Nezaket elbette değerlidir. Ama adalet yoksa, eşitlik yoksa, güvenli okul ortamı yoksa; nezaket sadece susmayı öğretir.
Asıl Soru Net:
Çocuklara nezaket öğretmeden önce,
devlet kendi görevlerini ne zaman yerine getirecek?










