İzmir Bayraklı Onur Mahallesi’ndeki Halit Özpirinç Anadolu Lisesi’nde düzenlenen “Gençlik Hareketi” temalı söyleşi, veliler ve eğitim çevrelerinde soru işaretleri doğurdu.
Umut Parıltıları Derneği’nin organizasyonuyla gerçekleşen etkinliğe, San Diego Üniversitesi öğretim üyesi Yard. Doç. Dr. May Farid konuşmacı olarak katıldı. Ancak etkinlik sonrası kamuoyunda; izin süreçleri, içerik denetimi ve eğitim politikası açısından yetki karmaşası tartışılmaya başlandı.
İzin Zinciri Nerede? MEB ve Valilik Sessiz
Yabancı bir akademisyenin konuşmasıyla gerçekleşen bu organizasyon için:
Milli Eğitim Bakanlığı’ndan,
İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nden veya
İzmir Valiliği’nden resmi bir onay alınıp alınmadığı bilinmiyor.
Etkinliğin tamamen okul yönetiminin insiyatifine bırakıldığı iddiaları veliler arasında rahatsızlık yarattı. Özellikle “gençlik ve toplumsal dönüşüm” başlığı altında verilen mesajların resmi müfredat, denetim ve pedagojik çizgiyle ne kadar uyumlu olduğu sorgulanıyor.
Veliler Tedirgin: İçerik Denetimi Kimde?
Konuşmada gençlerin toplumları dönüştürme gücü vurgulanırken, bunun ideolojik mi, akademik mi yoksa pedagojik mi bir çerçevede sunulduğu netleşmedi.
Velilerden bazıları, etkinliğin içeriğinin öğrencilerle paylaşılmadığını, konuşmanın mesajlarının ve sunum notlarının kamuya açık olmamasının kaygı yarattığını ifade ediyor.
Gençlik Merkezli Söylem, Yetişkin Merkezli Fotoğraf
Paylaşılan görsellerde öğrenci yerine çoğunlukla yetişkinlerin bulunduğu, söyleşinin gerçekten gençlere mi yoksa kurumlar arası temsiliyete mi hizmet ettiği tartışılıyor.
Kurumların Rolü Belirsiz: Eğitim İlkeleri Nerede?
Etkinliğin içeriğinin Milli Eğitim’in denetim ilkeleriyle uyumlu olup olmadığı,
konuşmacının akademik yetki alanının öğrencilere yönelik pedagojik etkinliğe uygunluğu ve yabancı bir üniversiteden gelen konuşmacıyla organizasyon yapılmasının hangi prosedüre tabi olduğu soruları yanıtsız.
Bu gelişmeler üzerine veliler:
“Okulda kim konuşacak, hangi konuda konuşacak, öğrenciler ne dinliyor ve kim denetliyor?” sorularının cevabını talep ediyor.
Sonuç: Kamu Denetimi Olmadan Eğitim İçeriği Riskli
Halit Özpirinç Anadolu Lisesi’nde yapılan etkinlik, iyi niyetli bir gençlik buluşması mı yoksa denetimsiz bir içerik aktarımı mı olduğu konusunda netlik kazanmadı.
Eğitim kurumlarının, derneklerin ve velilerin ortak beklentisi ise açık:
Konuşma içerikleri kamuya açılmalı, izin zinciri netleşmeli, eğitim alanındaki etkinliklerin denetimi şeffaf olmalı.
İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü ve İzmir Valiliği’nin bu konuda bir açıklama yapıp yapmayacağı merakla bekleniyor.
Veliler Ne Diyor? “Bizim Haberimiz Yoktu, İçeriği Kim Denetledi?”
Etkinlik sonrası Bayraklı Onur Mahallesi ve çevresindeki ailelerle konuşulduğunda, farklı ama ortak kaygılar dikkat çekiyor:
“Okulda kim konuşuyor, neden konuşuyor bilmiyoruz.”
Bazı veliler etkinliği sosyal medya paylaşımlarından öğrendiklerini belirterek şu soruyu yöneltiyor:
“Biz çocuklarımızın okulda ne tür mesajlar duyduğunu neden sonradan öğreniyoruz? Bu kadar önemli bir buluşma ailelere duyurulmadı.”
“Konuşma içeriğini görmeden izin verilemez.”
Bir grup veli ise, yabancı bir akademisyenin sınıf ortamına girmesinin olumlu olabileceğini ancak
içeriğin güvenilirliği ve pedagogik uyumunun bilinmemesinin sorun yarattığını söylüyor:
“Sunum metni velilere veya öğretmenlere verildi mi? Konuşmanın hangi pedagojik ölçüte göre uygun bulunduğu açıklanmalı.”

“Gençlik hareketi diyorlar ama gençler görünmüyor.”
Velilerin dikkat çektiği bir başka nokta da görsellerde öğrencilerin yokluğu:
“Gençlik etkinliği deniyor ama fotoğraflarda yetişkinler var. Eğer öğrenciler konuşma kısmına dahil değilse, bu etkinliği gençlik söyleşisi diye sunmak doğru değil.”
“Milli Eğitim’in rolü nerede?”
Bazı veliler, okul yönetiminin tek başına böyle bir programı düzenlemesinin
kurum denetimine dair güven zedelediğini savunuyor:
“Okul müdürü insiyatif kullanmış olabilir ama eğitim sistemi bireysel tercihlere bağlı yürütülemez. İl Müdürlüğü veya Valilik haberdar mıydı?”
“Biz destekleriz ama şeffaflık isteriz.”
Velilerin büyük kısmı etkinliklere karşı olmadıklarını ama
şeffaflık ve bilgilendirme eksikliği nedeniyle rahatsız olduklarını ifade ediyor:
“Gençlere hitap eden her akademik katkıyı destekleriz ama önce içeriğini bilmek, amacın ne olduğunu öğrenmek istiyoruz.”
Velilerin Ortak Mesajı:
Bilgi eksikliği güven kaybı meydana getiriyor
Etkinliklerin içeriği açık, denetlenebilir ve paylaşılabilir olmalı
Okullar ailelerle iletişim kurmadan dış kişi ve kurumlarla program yapmamalı
Veliler şimdi gözünü Milli Eğitim’e çevirmiş durumda:
“Bu etkinlik prosedüre uygun muydu? İçerik hangi kuruma bildirildi? Bundan sonra daha şeffaf süreçler olacak mı?”
Umut Parıltıları Derneği’nin organizasyonuyla gerçekleşen etkinliğe, San Diego Üniversitesi öğretim üyesi Yard. Doç. Dr. May Farid konuşmacı olarak katıldı. Ancak etkinlik sonrası kamuoyunda; izin süreçleri, içerik denetimi ve eğitim politikası açısından yetki karmaşası tartışılmaya başlandı.
İzin Zinciri Nerede? MEB ve Valilik Sessiz
Yabancı bir akademisyenin konuşmasıyla gerçekleşen bu organizasyon için:
Milli Eğitim Bakanlığı’ndan,
İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nden veya
İzmir Valiliği’nden resmi bir onay alınıp alınmadığı bilinmiyor.
Etkinliğin tamamen okul yönetiminin insiyatifine bırakıldığı iddiaları veliler arasında rahatsızlık yarattı. Özellikle “gençlik ve toplumsal dönüşüm” başlığı altında verilen mesajların resmi müfredat, denetim ve pedagojik çizgiyle ne kadar uyumlu olduğu sorgulanıyor.
Veliler Tedirgin: İçerik Denetimi Kimde?
Konuşmada gençlerin toplumları dönüştürme gücü vurgulanırken, bunun ideolojik mi, akademik mi yoksa pedagojik mi bir çerçevede sunulduğu netleşmedi.
Velilerden bazıları, etkinliğin içeriğinin öğrencilerle paylaşılmadığını, konuşmanın mesajlarının ve sunum notlarının kamuya açık olmamasının kaygı yarattığını ifade ediyor.
Gençlik Merkezli Söylem, Yetişkin Merkezli Fotoğraf
Paylaşılan görsellerde öğrenci yerine çoğunlukla yetişkinlerin bulunduğu, söyleşinin gerçekten gençlere mi yoksa kurumlar arası temsiliyete mi hizmet ettiği tartışılıyor.
Kurumların Rolü Belirsiz: Eğitim İlkeleri Nerede?
Etkinliğin içeriğinin Milli Eğitim’in denetim ilkeleriyle uyumlu olup olmadığı,
konuşmacının akademik yetki alanının öğrencilere yönelik pedagojik etkinliğe uygunluğu ve yabancı bir üniversiteden gelen konuşmacıyla organizasyon yapılmasının hangi prosedüre tabi olduğu soruları yanıtsız.
Bu gelişmeler üzerine veliler:
“Okulda kim konuşacak, hangi konuda konuşacak, öğrenciler ne dinliyor ve kim denetliyor?” sorularının cevabını talep ediyor.
Sonuç: Kamu Denetimi Olmadan Eğitim İçeriği Riskli
Halit Özpirinç Anadolu Lisesi’nde yapılan etkinlik, iyi niyetli bir gençlik buluşması mı yoksa denetimsiz bir içerik aktarımı mı olduğu konusunda netlik kazanmadı.
Eğitim kurumlarının, derneklerin ve velilerin ortak beklentisi ise açık:
Konuşma içerikleri kamuya açılmalı, izin zinciri netleşmeli, eğitim alanındaki etkinliklerin denetimi şeffaf olmalı.
İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü ve İzmir Valiliği’nin bu konuda bir açıklama yapıp yapmayacağı merakla bekleniyor.
Veliler Ne Diyor? “Bizim Haberimiz Yoktu, İçeriği Kim Denetledi?”
Etkinlik sonrası Bayraklı Onur Mahallesi ve çevresindeki ailelerle konuşulduğunda, farklı ama ortak kaygılar dikkat çekiyor:
“Okulda kim konuşuyor, neden konuşuyor bilmiyoruz.”
Bazı veliler etkinliği sosyal medya paylaşımlarından öğrendiklerini belirterek şu soruyu yöneltiyor:
“Biz çocuklarımızın okulda ne tür mesajlar duyduğunu neden sonradan öğreniyoruz? Bu kadar önemli bir buluşma ailelere duyurulmadı.”
“Konuşma içeriğini görmeden izin verilemez.”
Bir grup veli ise, yabancı bir akademisyenin sınıf ortamına girmesinin olumlu olabileceğini ancak
içeriğin güvenilirliği ve pedagogik uyumunun bilinmemesinin sorun yarattığını söylüyor:
“Sunum metni velilere veya öğretmenlere verildi mi? Konuşmanın hangi pedagojik ölçüte göre uygun bulunduğu açıklanmalı.”


“Gençlik hareketi diyorlar ama gençler görünmüyor.”
Velilerin dikkat çektiği bir başka nokta da görsellerde öğrencilerin yokluğu:
“Gençlik etkinliği deniyor ama fotoğraflarda yetişkinler var. Eğer öğrenciler konuşma kısmına dahil değilse, bu etkinliği gençlik söyleşisi diye sunmak doğru değil.”
“Milli Eğitim’in rolü nerede?”
Bazı veliler, okul yönetiminin tek başına böyle bir programı düzenlemesinin
kurum denetimine dair güven zedelediğini savunuyor:
“Okul müdürü insiyatif kullanmış olabilir ama eğitim sistemi bireysel tercihlere bağlı yürütülemez. İl Müdürlüğü veya Valilik haberdar mıydı?”
“Biz destekleriz ama şeffaflık isteriz.”
Velilerin büyük kısmı etkinliklere karşı olmadıklarını ama
şeffaflık ve bilgilendirme eksikliği nedeniyle rahatsız olduklarını ifade ediyor:
“Gençlere hitap eden her akademik katkıyı destekleriz ama önce içeriğini bilmek, amacın ne olduğunu öğrenmek istiyoruz.”
Velilerin Ortak Mesajı:
Bilgi eksikliği güven kaybı meydana getiriyor
Etkinliklerin içeriği açık, denetlenebilir ve paylaşılabilir olmalı
Okullar ailelerle iletişim kurmadan dış kişi ve kurumlarla program yapmamalı
Veliler şimdi gözünü Milli Eğitim’e çevirmiş durumda:
“Bu etkinlik prosedüre uygun muydu? İçerik hangi kuruma bildirildi? Bundan sonra daha şeffaf süreçler olacak mı?”







Karşıyaka, Bornova ve Çiğli İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerinde, önlisans mezunu ilahiyat mezunlarının görevlendirilmemesi uygulamasının hangi mevzuata dayandığı belirsizdir. Önlisans İlahiyat mezunları alanlarıyla doğrudan ilgili olan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerine alınmazken, alan dışı branşların bu derslere girmesi eşitlik ve liyakat ilkesine aykırı bir durum oluşturmaktadır. Bu uygulamanın gerekçesinin kamuoyuna açık ve somut bir şekilde açıklanması gerekmektedir.
Görev verileceği bildirilen ücretli öğretmenler olarak bizler, sürecin resmî ilerlediğine inanarak banka hesapları açtırıyor, evimizde çocuklarımıza ve ailelerimize “göreve başladım” diyerek planlar yapıyoruz. Ancak kısa bir süre sonra, herhangi bir açık ve tatmin edici gerekçe sunulmadan görevlerimizin sonlandırılması, bizleri yalnızca işsiz bırakmakla kalmıyor; ailelerimizin karşısında mahcup, meslektaşlarımızın önünde ise ezik ve değersiz hissedilen bir konuma düşürüyor. Üstelik okuldaki öğretmen arkadaşlarımız da bizden büyük bir ümitle ve heyecanla gelmemizi bekledi; onların da yaşadığı hayal kırıklığı ve üzüntü, bu sürecin yalnızca bireysel değil, tüm eğitim camiası üzerinde yarattığı olumsuz etkiyi gösteriyor. Bu durum, bir öğretmenin emeğinin ve onurunun görmezden gelinmesidir. Eğitim gibi ciddiyet ve sorumluluk gerektiren bir alanda, insanların hayatlarını doğrudan etkileyen görevlendirmelerin bu kadar belirsiz ve keyfî yürütülmesi kabul edilemez. Ücretli öğretmenler, geçici görülerek harcanacak insanlar değildir; hem ailelerine hem meslektaşlarına karşı saygı ve güvenle görev yapmayı hak etmektedirler.
Ücretli öğretmenler arasında yıllardır konuşulan ve sahada güçlü bir şekilde hissedilen bir başka sorun da, görevlendirmelere ilişkin karar süreçlerinin kimler tarafından yürütüldüğüne dair belirsizliktir. Bayraklı özelinde, ücretli öğretmenlerin görev alıp alamayacağına dair sürecin fiilen Faruk Orbay, Seval Yıldırım ve Kevser Hanım isimleri etrafında şekillendiği yönünde yaygın bir kanaat bulunmaktadır. Bu noktada asıl soru şudur: Eğer bu isimler Millî Eğitim hiyerarşisi içinde resmî karar verici konumda değillerse, ücretli öğretmen görevlendirmelerinde neden belirleyici oldukları algısı oluşmaktadır? Bayraklı İlçe Millî Eğitim Müdürü ve ilgili şube müdürleri, kendi sorumluluk alanlarına giren bu süreçlerde neden doğrudan ve şeffaf biçimde görünür değildir? Devletin eğitim kurumlarında, öğretmen görevlendirmeleri gibi hayati bir konuda yetkinin kimde olduğu tartışmaya açık olmamalıdır. Karar mekanizmalarının resmî makamlar dışında şekillendiği izlenimi, hem kuruma olan güveni zedelemekte hem de yıllardır emek veren ücretli öğretmenlerde ciddi bir adaletsizlik duygusu oluşturmaktadır. Bu belirsizliğin ortadan kaldırılması, yetki ve sorumlulukların açıkça tanımlanması artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Evet Faruk Orbeyi, Seval Yıldırım ve Kevser Hanım isimleri etrafında şekillendiği yönünde yaygın bir kanaat bulunmaktadır. Bizde devamlı duyduk ve rahatsız olduk. Milli Eğitim'de başka yetkili yok mu ki hep Kevser Hanım anılıyor ve onun hakkında hep şikayetler yapılıyor. Faruk orbeyi ve Seval Yıldırım ismi de devamlı zikredile gelmiştir. Hatta din görevlileri sadece bayraklıda değil Karşıyaka'da dahi bayraklı'nın müftüsü Faruk orbeyi, şube müdürü Seval Yıldırım denilmekte ve alay konusu edilmekte. Bunun sebebi de eski ilçe milli eğitim müdürünün ve eski ilçe müftüsünün bahsedilen iki kişiye aşırı yetki vermeleri Onların da elde ettikleri bu yetkiyi kendi istek ve arzularına göre keyfi olarak kullanmalarıdır. Kendi görevlerinin hakkını vermeyen görevlerini düzgün yapmayan bu iki şahıs yüzünden hem Müftülük hem İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü maalesef çok sorun yaşamıştır görev almak isteyen ücretli öğretmenlerin ve de müftülükte görev alamayan Kur'an kurs öğreticilerin beddualarını aldılar
Burada kaçınılmaz olarak şu soru doğmaktadır: Önlisans mezunu ücretli öğretmen sınıfa giremezken, maaşlı imam derse girebiliyorsa, yabancı bir konuşmacı okulda seminer verebiliyorsa; Millî Eğitim’de kriter nedir?
Daha da düşündürücü olan şudur: Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerine, pedagojik formasyonu bulunmayan, Millî Eğitim kadrosunda olmayan maaşlı(önlisans) imamlar görevlendirilebilmektedir. Bizlere “uygun değilsiniz” denilirken, başka kurumlara bağlı personelin okullarda ders anlatabilmesi nasıl açıklanacaktır? Bu tablo tek başına bile eğitimdeki ölçü ve tutarlılık sorununu gözler önüne sermektedir.
Bizler, Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde yıllardır ücretli öğretmen olarak görev yapmış; sınıfa girmiş, derse girmiş, sorumluluk almış insanlarız. Ancak konu görevlendirmeye geldiğinde, “önlisans mezunusunuz” denilerek öğretmenliğe layık görülmüyoruz. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerine bile, alan dışı branşlardan görevlendirmeler yapılabiliyor; fakat bizler sistem dışına itiliyoruz. Ne gariptir ki; aynı Millî Eğitim sistemi içinde, bizim sınıfa girmemiz “uygun görülmezken”, bir devlet lisesinde yabancı bir vatandaşın seminer vermesi mümkün olabiliyor. Üstelik bu seminer, kamuoyunda inanç temelli tartışmalara yol açacak bir içerikle anılıyor. Burada sorulması gereken soru şudur: Biz mi fazla görüldük, yoksa okullar sahipsiz mi bırakıldı? Bir yanda yıllardır bu ülkenin çocuklarına hizmet eden, ders anlatan, yokluk içinde görevlendirilen ücretli öğretmenler… Diğer yanda kimliği, temsil ettiği yapı ve amacı tartışılan bir yabancının, devlet okulunda öğrencilere hitap etmesi… Millî Eğitim’de ölçü nedir? Kriter nedir? Standart kime göre uygulanmaktadır? Bizim diplomamız “yetersiz” bulunurken, denetimi tartışmalı etkinlikler nasıl onay alabilmektedir? Eğer mesele mevzuat ise, bu mevzuat neden sadece bize işlemektedir? Bu tablo, eğitimde adalet duygusunu zedelemektedir. Millî Eğitim; keyfî uygulamalarla değil, eşitlik, şeffaflık ve liyakat ilkeleriyle yönetilmelidir. Ücretli öğretmenler yok sayılırken, okulların her türlü etkinliğe açık hâle gelmesi kabul edilemez. Biz ayrıcalık istemiyoruz. Sadece aynı ölçünün, aynı hassasiyetin herkes için uygulanmasını istiyoruz.
Halk Eğitim Müdürlüğü gençlere sahip çıkmak adına *Tügva'* nın açmaya çalıştığı gençlere yönelik kursları Eylül ayında açması gerekirken aralığa kadar geciktirirse Okuma yazma kurslarını ihmal ederse elbette okul öğrencileri de mahallenin gençleri de kadınları da Yüce dinimiz İslamiyetten uzaklaştırmaya çalışan derneklerin faaliyetlerine bilmemesi sebebiyle dahil olacaktır. Halk Eğitim Müdürlüğü de muhakkak bölgede varlığını göstermelidir.
Onur mahallesi son duraktan Halit özpirinç Anadolu Lisesine gelene kadar gerek *İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin gerek Bayraklı Belediyesi'* nin yaptığı gençlerimizin eğlenebileceği çocuklarımızın oynayabileceği Bir Mekan, Park, Spor Tesisi yoksa, bir kütüphane yoksa gençlerimizin İslami ölçülerde yaşamak yerine *esrar eroin kumar* gibi zararlı alışkanlıklara bulaşmaları maalesef kaçınılmaz olacaktır.
Daha önceki yıllar *Bayraklı müftülüğü* ne bağlı faaliyette bulunan yaklaşık 10 kadar kuran kursu kapatılırsa, faaliyette bulunmazsa Bölgede bulunan camilerde *din görevlileri* tarafından gençlere İslam'ı sevdirecek eğitim-öğretim faaliyetleri yapılmazsa, Elbette gençleri İslam'dan uzaklaştırmaya, başka batıl dinlere özendirmeye çalışan derneklerin faaliyetleri karşılık bulur, gençlerimiz İslam'a yaklaşmak yerine bahailik, ateistlik gibi batıl dinlere ideolojilere yaklaşırlar. Bir an evvel gerek İlçe Müftülüğü gerek İl Müftülüğü bu konulara eğilmeli halkımızı bilinçlendirme yolunda adımlar atmalı bu kapatılan Kur'an kursları bir bir tekrar açılmalı
Halk Eğitim Müdürlüğü gençlere sahip çıkmak adına *Tügva'* nın açmaya çalıştığı gençlere yönelik kursları Eylül ayında açması gerekirken aralığa kadar geciktirirse Okuma yazma kurslarını ihmal ederse elbette okul öğrencileri de mahallenin gençleri de kadınları da Yüce dinimiz İslamiyetten uzaklaştırmaya çalışan derneklerin faaliyetlerine bilmemesi sebebiyle dahil olacaktır. Halk Eğitim Müdürlüğü de muhakkak bölgede varlığını göstermelidir.
Onur Mahallesi'nde gençlerimize, çocuklarımıza, yetişkin hanımlara yönelik çalışmalar yapılarak İslamiyetten uzaklaştırmaya çalışılıyor böyle bir zemin mi var acaba diye düşünürsek şu gerçekleri görürüz. Daha önceki yıllar bölgemizde bulunan *Bayraklı Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde* 350 öğrenci var iken son yıllarda 70 öğrenciye kadar düşüyorsa, *Piri Reis İmam Hatip Ortaokulunda* 400'den fazla öğrenci var iken son yıllarda öğrenci sayısı 200 öğrenciye kadar düşüyorsa Elbette gençleri İslam'dan uzaklaştırmaya başka batıl dinlere özendirmeye çalışan derneklerin faaliyetleri karşılık bulacak İslam'a yaklaşmak yerine *bahailik ateistlik* gibi batıl dinlere ideolojilere yaklaşacaklardır. İmam Hatip okullarında öğrenci sayısı bu kadar düşüyorsa elbette Milli Eğitim yetkilileri kendilerini sorgulamalıdır eksikliği araştırıp yanlışları görüp düzeltmelidirler.
halit_ozpirincanadolulisesi resmi instagram sayfasında Aynen şu şekilde yapılan etkinlik anlatılmış: Bugün okulumuzda San Diego üniversitesi öğretim üyesi sayin prof.May Farid'i misafir ettik May Farid öğrencilerimiz ile gençlerin toplumu harekete geçirme, özgüven kazanma ve kendi varlıklarının bilincinde olma konularinda öğrencilerimiz ile söyleşi yaptı. Çok farklı bir konseptte geçen konuşmada bizlere Avusturyalı, çin, Amerika, uyruklu eğitimciler eşlik etti ayrıca Çin'de özel bir okulu olan katılımcılarımız gençler ile tanışma fırsatı buldular. Hepsine çok teşekkür ederim. Bu konuşma için umut pariltilari dernegine de sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz. umutpariltilaridernegi Peki okul İdaresi bu etkinliğe velilerden izin almadan öğrencileri teşvik ediyor ve bu etkinliği öve öve sosyal medyasında paylaşıyor madem bu kadar övülecek bir etkinlik neden silmek gereği hissediyor. Valilikt Kaymakamlıkta İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünden izin alınmamış Biz velilere bilgi verilmemiş.
Devlete bağlı okullarımıza evlatlarımızı güvenerek gönderirken bu tarz bir seminerin verilmesi ne büyük bir yanlış... Umut parıltıları olarak geçen Derneği araştırdığımızda batıl Bahailik dinini yaymaya çalışan bir grup çıkıyor. Devlete bağlı kurumlarda bunlara izin verilemez. Yetkililer bu konu ile ilgilenmeli. Yurt dışından getirilen bu konuşmacı için Valilikten İl Milli Eğitim'den izin almadan nasıl böyle bir seminer yapılır. Nereden ne izin almışlar ki bu dernek burada seminer yapma hakkı buluyor.
İzmir Bayraklı Onur mahallesi Halit Özpirinç Anadolu lisesinde, Bahailik dinini yaymaya çalışan Umut parıltıları derneğinin, "Gençlik Söyleşisi" temalı çalışmasına okul müdürü Cesim Zeydan, Halit özpirinç Anadolu lisesinin kapılarını onlara açarken, ön tarafında yer alan ,boşalttığı eski okulu, Selahattin Eyyubi İmam Hatip ortaokulu olurken 400 bin liralık okulun demirbaşlarına zarar vererek İmam Hatip okuluna karşı olan düşmanlığını adeta açıkça sergilemiştir. Neden bu şekilde zarar veriyorsun denildiğinde de "bana mı sordu İmam Hatip buraya gelirken" diyerek cevap vermiştir. Gençlerin İslam dininden uzaklaşıp sapık bir din olan Bahailik dinine girmesi için mücadele eden Umut parıltıları gibi bir dernek, Türkiye Cumhuriyeti'nin MEB'e bağlı bir okulu ki amaçları gençlerimizi ilim ve irfan'la yetiştirirken bir taraftan manevi değerlerine kültürüne sahip çıkan Gençler olarak yetiştirmeye çalışılması gereken okulumuza, rahatlıkla girip söyleşilerini yapabilmekteler. Buna zemin hazırlayan, İmam Hatibe düşmanlığını sergileyen Cesim Zeydan okul müdürü gençlerimizin çocuklarımızın İslam kültüründen uzaklaşmasını mı istiyor acaba?
İzmir Bayraklı Onur mahallesi Halit Özpirinç Anadolu lisesinde, Bahailik dinini yaymaya çalışan Umut parıltıları derneğinin, "Gençlik Söyleşisi" temalı çalışmasına okul müdürü Cesim Zeydan, Halit özpirinç Anadolu lisesinin kapılarını onlara açarken, ön tarafında yer alan ,boşalttığı eski okulu, Selahattin Eyyubi İmam Hatip ortaokulu olurken 400 bin liralık okulun demirbaşlarına zarar vererek İmam Hatip okuluna karşı olan düşmanlığını adeta açıkça sergilemiştir. Neden bu şekilde zarar veriyorsun denildiğinde de "bana mı sordu İmam Hatip buraya gelirken" diyerek cevap vermiştir. Gençlerin İslam dininden uzaklaşıp sapık bir din olan Bahailik dinine girmesi için mücadele eden Umut parıltıları gibi bir dernek, Türkiye Cumhuriyeti'nin MEB'e bağlı bir okulu ki amaçları gençlerimizi ilim ve irfan'la yetiştirirken bir taraftan manevi değerlerine kültürüne sahip çıkan Gençler olarak yetiştirmeye çalışılması gereken okulumuza, rahatlıkla girip söyleşilerini yapabilmekteler. Buna zemin hazırlayan, İmam Hatibe düşmanlığını sergileyen Cesim Zeydan okul müdürü gençlerimizin çocuklarımızın İslam kültüründen uzaklaşmasını mı istiyor acaba?
*Bahailik* , peygamberliğin son bulmadığını, devam ettiğini düşünen bir inanç sistemidir. Babilik hareketinin devamı olan Bahailik inancını ve Bahailerin inançlarını öğrenmek zorundayız. Öğrenelim ki insanları bu konuda aydınlatabilelim. 1800'lerden günümüze kadar süregelen Bahailik, dünya genelinde yaklaşık *beş milyon kişi tarafından benimsenmiştir.* Bahailik inancının kurucusu *Bahaullah* adıyla bilinen **Mirza Hüseyin Ali.* Bahailerin dini ritüelleri, *kutsal sayılan 19 sayısı,* oruçları, hac görevleri ve ibadet alışkanlıkları gibi birçok detayı bu *videolarda, kitaplarda bulabilirsiniz.* Bahailik, peygamberlerin Tanrı'nın yeryüzündeki yansımaları olarak kabul edildiği ve Mirza Hüseyin Ali'nin "Tanrı'nın zuhur"u olduğuna inanılan bir dindir. Cennet ve cehennem gibi kavramların sembolik anlamlar taşıdığı, Allah'ın tamamen bilinemeyeceğini ve insan anlayışının ötesinde bir varlık olduğunu savunan Bahailik, kendine özgü birçok ritüel ve inanca sahiptir. Bahailik hakkında elbette çok daha fazla bilgi var ancak genel ve özet bilgileri tercih ettik. Bahailiğin ne olduğunu araştırın Allah muhafaza Yarın gençlerimizin İslam'dan çıkıp *bahai* olduklarına şahit oluruz ama iş işten geçer.
Halit özpirinç Anadolu Lisesi müdürünü biz Selahaddin İmam Hatip Ortaokulu velileri çok iyi tanırız. Velilerin talebi üzerine İl Milli Eğitim Müdürlüğü O'nun terk ettiği eski Okulu Selahattin Eyyubi İmam Hatip Ortaokulu yapmak istedi. O zaman her türlü haksızlığı zorluğu gösterdi. Cesim Zeydan İmam Hatip Ortaokulu buraya gelirken bana mı sordu diyerek o eski okula yaklaşık en az 400 bin lira zarar açtı. Rezil bir şekilde okulu teslim etti. Cesim zeydan'a sormak lazım BAHAİLER gençlerimizin aklını çelerek Müslümanlıktan uzaklaştırıp bahailiğe yaklaştırmak için geldiklerinde Cesim Zeydana mı sormuşlar acaba. Evet imam hatip okulunun mahalleye daha doğrusu boşaltılmış olan eski bir okula gelmesine tahammülü olmayan Cesim Zeydan BAHAİLERİN mahallede Dernek çatısı altında ve de okulda konferans düzenlemelerine nasıl tahammül edebiliyor teşvik mi ediyor acaba? BAHAİ denilen bir gruba destek olmak gençlerimizin yanlış bilgilere düşmesine sebep olmak ne derece doğru bir davranıştır.
Okul müdürü daha önce Yüzbaşı Ali Rıza Sadak okulunda müdür iken kur'an-ı Kerim ve dini bilgiler derslerini seçtirmediğine dair öğrenci velileri arasında devamlı konuşuluyor, şikayet konusu ediliyordu. Kur'an-ı Kerim ve dini bilgiler derslerini seçtirmediğine dair dedikodular söylentiler olan bir okul müdürünün Halit özpirinç Anadolu Lisesi müdürü iken de BAHAİLİK dinine hizmet ettiğine dair hiçbir kuşkumuzun olmadığı bu derneğin konuşmacısını Milli Eğitim Müdürlüğü'nden izin almadan okulda program yapılmasına izin vermesi hepimizde kuşku uyandırmaktadır. Milli Eğitim Müdürlüğü Ümit ederiz ki hakkıyla soruşturma yapar.
Okul müdürüne soruşturma açılmış Çok güzel soruşturma açılması Fakat Soruşturma açsalar ne olacak olsa olsa göstermelik soruşturma olur. Kesinlikle yaptığı yanına kar kalacak. Okul müdürü C Z belki de konferans düzenleyenlerin desteği ile daha iyi konuma bile getirilebilir. Tabii ki Bekleyip göreceğiz. Yalnız şu unutulmasın mahalle halkı olarak biz bu işin takipçisi olacağız gerekirse yargıya taşıyacağız.
Velilerin endişelerini ve eleştirilerini yerinde buluyorum ve katılıyorum. Çünkü yaptığım araştırmaya göre bu derneğin sapık bir din mensubu olan Bahailik Dinini yayma faaliyeti içerisinde olduğunu öğrendim. Çok dikkatli olmak gerekiyor. Bu dinin ne olduğunu merak edenler arastirabilirler.
Çok önemli bir konu izin alınmadan içerik anlamında ne olduğu bilnmeden böyle bir organizasyon bir resmi kurum tarafından gerçekleştirilmesi. Bülent beyin belirttiği gibi bir dini misyonerlik faaliyeti mi? Bu sorular ve cevaplarını öğrenmek gerekiyor.
Çok önemli bir hususa deginmişsiniz. Bunlar , Bahai Dini’nin temsilciliğini yapan misyoner bir gruptur. Dünyanın bir çok ülkesinde de faaliyet gösteren bir yapıdır. Konuyu an itibari ile ele aldım ve araştırmalarını yapıp hafta içerisinde suç duyurusu niteliğinde bir haber yapmayı düşünüyorum. Şuan internette bu konu hakkındaki tüm yazilari okuyorum. Güzel önemli ve hassas bir konu hafta içerisinde ilahiyatçı bir prof ile bu konu hakkında TV de program yaparsanız mükemmel olur. Bu program aynı zamanda MEB bağlı bir okulda yapılması ve yapanlarinda hukuk önünde hesap vermesi için kayda değer bir çalışma olur. Konu hakkında araştırdığım gibi ilahiyatçı arkadaşlarıma hukukçu arkadaşlarıma da haberi gonderdim. Onlardan da bilgi gelmesini bekliyorum. Konuyu gündeme getirdiginiz için çok teşekkür ederim. Gazetecilik işte bu. Yüreğine sağlık Koca yürekli adam. Selâm ve dua ile
Bülent Ertekin kardeşim teşekkür ederim yakından ilgilendiğiniz için Bahailere ve Bahai destekçilerine karşı mücadele eden kim varsa hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum Allah razı olsun Bizim bahailere kaptıracak bir tek evladımız bile yok Elimizden geldiği kadar evlatlarımıza sahip çıkmaya çalışacağız.